Öğrenci beklentisi ile üniversite eğitimi ve hizmet kalitesi...
ORHAN AYDIN

ORHAN AYDIN

Öğrenci beklentisi ile üniversite eğitimi ve hizmet kalitesi ilişkisi

12 Ağustos 2019 - 15:57

(Öğrencilerin yükseköğretim Kurumlarını tercihlerinde ölçekleme )

Yükseköğretim kurumları tercihlerinde eğitim kurumlarının sorumlulukları ve öğrenci beklentileri

 

Bir ülkedeki eğitimin kalitesi, o ülkenin ve vatandaşlarının saygınlığını da belirlemektedir. Sonuç odaklı eğitim stratejileri beklentisi ve eğitimde kurumsal anlamda başarı; mutlu ve nitelikli insan varlığıdır. İnsan unsurunu nitelikli ve mutlu yapan; eğitim-öğretimin kalitesi, beklentilerin gerçekleşmesi ve almış olduğu hizmetten memnuniyet düzeyidir. Toplumdaki değerler sisteminin gösterdiği dinamik dönüşüm, eğitim-öğretimde ifadesini bulduğu takdirde; eğitim, toplumun beklentilerini karşılıyor olacaktır. Aynı zamanda dönüşümün sürekliliği göz önünde bulundurularak, eğitim sürecinin geliştirilerek yürütülmesi ve böylece ilerlemesi gerekmektedir.

Öğrenci ve ebeveyn beklentilerinin son onlu yıllarda farklılaşması sonucunda, hizmet ve ürün kalitesinin de talepleri karşılayacak seviyesinde olması gerektiği beklentisini oluşturmuştur. Öğrenciye “nasıl bir yükseköğretim kurumunda eğitim görmek isterdiniz?” sorusunu sormak ve tercihini izlemek gerekmektedir. Çünkü bugün öğrenciye sunulacak ideal hizmet kalite düzeyinin ve verilecek eğitimin, gelecek yıllar açısından önemi büyüktür. Bugün yapılanlar,  on-yirmi sene sonra bireysel ve toplumsal açıdan gerçekleşecekleri belirlemektedir. Bir eğitim kurumu, öğrencinin eğitim amacını yitirmesine ne izin vermelidir ne de sebep olmalıdır. Öğrenci ile veli beklenti ve ihtiyaçlarının merkeze alınması ve toplumun beklentisiyle dengelenmesi eğitim kurumunun çağdaş yol haritasını oluşturmalıdır.

Küreselleşme ve ülkeler arası yok edici rekabet nedeniyle, GSMH içinde eğitime ayrılan payın, gelişmiş ülkeler seviyesine getirilmesi ve özel sektörün de yükseköğretim kurumlarıyla müşterek eğitim çalışmaları yapması, çağdaş yol haritasının gerçekleştirilmesi açısından yaşamsal önem taşımaktadır.  Öğrenci beklentisi, öğrenci performansı, ülkenin eğitim düzeyi, kamu ve iş çevresi beklentisi, istihdam edilecek mezunlarda aranan özellikleri de kalite kapsamında yükseltmiştir. Bu arada toplumsal beklentiler; yeterlilik, yaratıcı ve radikal fikirler üretebilme, analitik ve eleştirel düşünme, inisiyatif kullanma ve karar verme yeteneği ile eşgüdüm içerisindedir. Şu hâlde eğitimlinin toplum hayatında gerçek etkiyi göstermesi, başarının temelini oluşturmaktadır.

Günümüzde eğitimin takdir edilen açılımı; çok bilgiye sahip olmak mı önemlidir, edinilen bilgi ile neler yapıldığı mı önemlidir sorusuna verilecek cevapta saklıdır. Elbette öğrencilerin kazandıkları bilgiyi alışılmadık durumlarda kullanma becerileri ve neyi bildikleri değil; bildikleri ile neyi yapabildikleri daha önemlidir. Aktif olarak toplumsal yaşama katılmak için eğitim ve öğretimin akademik başarısından daha önemli olanı, yaşamsal başarının elde edilmesidir. Bireyin kendisi olması, “Biz mi olacağız, başkalarının -malı,- meli hükmüne mi hapsolacağız?” sorusunun da yanıtı olacaktır. “Beni, olmak istediğim insandan uzaklaştıran insan, benim iyiliğimi isteyen insan mıdır?” İşte orada biraz durup, düşünmek gerekiyor! Çünkü -meli, -malı ile biten tümceler çevredekilerin, genç bireyleri sınırlayan hükümlerdir. Demek ki eğitim programlarının, fizikî şartların ve öğrenciye verilen güvenin, bu çeşit bir yetiştirme ve olgunlaştırma sürecine olanak sağlaması; evrensel ve ulusal varoluş ve başarı açısından çok önemli tercih sebebidir.

Her bir öğrenci ülkemiz açısından çok önemlidir.

Diğer yandan gençler ve çocuklar, günümüz teknolojisinin de katkısıyla çok daha bilgili görünüyorlar. Ancak yorum, mukayese, sorumluluk, matematik, analiz, hak, paylaşım, saygı, sevgi, gerçeğe saygı, erdem gibi yaşamsal konulardan bi haber yetişiyorlar. Eğitimden beklenti, belirtilen evrensel ve ulusal değerlerin gerçekleştirilmesi olmalıdır.  Diğer yandan, hobi sahibi olmak, toprakla uğraşmak ve doğa ile iç içe olmanın insanı insan yaptığını öğreten eğitimin başarısından söz edilebilir. Kazanılan bilginin kişiyi mutlu edecek alanda kullanılması, kişinin yaşama idealine daha fazla denk düşüyor. Buraya kadar ifade ettiklerimiz insanın eğitimden neler aldığı ile ilgilidir ve kalite kavramı içerisinde değerlendirilmektedir. Yazımızın esasını teşkil eden kalite; toplum ile öğrencinin karşılıklı yarar içerisinde olması, yükseköğretim kurumunun yetkinlik düzeyinin sürekli gelişmesi ve kalitenin iyileştirilmesiyle mümkündür. Bilinmektedir ki pozitif bilgi ve yönetim anlayışının niteliği, her engeli aşacak güçtedir...

Eğitimde Türkiye, Türkiye ile kıyaslanamaz  

Açılımı “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA, OECD tarafından yönetilen, üçer yıllık dönemler hâlinde, 15 yaş grubundaki öğrencilerin bilgi ve becerilerini değerlendiren bir araştırmadır.  Türkiye, PİSA tarafından yapılan 2015 araştırmasında 70 ülke arasında Fen’de 52., Matematikte 49. ve Okuma ’da 50. sırada yer almıştır. Ayrıca en son yayınlanan OECD 2015 Reform Etki Analizinde de Türkiye eğitim politikaları, PISA’nın olumlu önerilerinden ‘çok az’ etkilenen ve “çok az sonuç çıkartan” altı ülke arasında yer almaktadır. Yukarıdaki paragraflarda ifade edilen öğrenci beklentisinin, eğitim kurumları tarafından güncellenerek gerçekleştirilememesi, ortaöğretimden başlayan ve yükseköğretimde de devam eden kayıp nesiller sürecine neden olmaktadır.  Türk eğitim kurumlarının telafisi güç ve vahim sonuçlar doğuran bu kayıtsızlıktan çıkıp, bütünüyle aksiyoner hale gelmesi gerekmektedir. Türkiye’nin Türkiye ile mukayesesi anlayışını bırakıp, Türk eğitim sisteminin, başarılı ülkeler ile kıyaslanması ve mevcut durumunun iyileştirilmesi, ülke ve insan statüsünü değerli hale getirecektir. Bireylerin ve ülkenin, gelişmiş ülkeler arasında yer alması için de Türkiye’nin dünya eğitim ve öğretim liginde ilk 10’de yer alması gerekiyor. Zaten Türkiye’nin başka seçeneği de yoktur.

Dünya Yükseköğretim derecelendirme kuruluşları üniversiteleri; öğretim kalitesi, uluslararası görünüm, araştırma etkisi ve bilimsel çalışmaların endüstriyel bağlantıları gibi ölçütlere göre değerlendirmektedir. Quacquarelli Symonds (QS) tarafından yayınlanan ‘Dünya Üniversiteler Sıralaması 2016-2017’de ilk 500 üniversite içerisinde sadece 5 Türk üniversitesinin yer alabildiğini görüyoruz. 2018-2019’da sonuç daha vahimdir. Bu gerçekler yükseköğretim kurumlarının kalite ve nitelik açısından süratle iyileştirilmesi gerektiğinin acil sinyallerini vermektedir.  Üniversitelerimizin kapısından giren her bir öğrenci, ülkemiz açısından bir değerdir. Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar’ın kazandığı başarıyı sağlayacak da öğrencilerin beklentilerini kalite, hizmet, program ve güvenirlilik açısından karşılayacak olan da Türk yükseköğretim kurumları ve yöneticileri olacaktır.

Eğitimin evrensel ve ulusal değerler esasına göre birlikte ilerlemesi gerekmektedir

Bir toplum için eğitimin başta gelen iki temel fonksiyonu bulunmaktadır. Bunlardan ilki; toplumun eğitim kurumu vasıtasıyla kendi değerler sistematiğine uygun ''insan'' yetiştirmesidir. İkincisi de toplumun değer anlayışına göre yetiştirilen ''insan''ın, dünyadaki gelişmeleri bilerek-anlayarak, doğru olarak yorumlayabilmesi; buna uygun ve özgün katkılar, çözümler üreterek, gelişmeyi kendi toplumu lehine gerçekleştirmesidir. Şüphesiz her iki fonksiyonun gerçekleşmesi için eğitimin, toplumun evrensel ve sosyokültürel değerler esasına göre ilerlemesi gerekmektedir. Eğitim kurumları yukarıdaki amaçlara yönelik yapılanmayı gerçekleştirirken; asıl aktör olan öğrencilerin beklentilerinin karşılanması göz önünde bulundurulmalıdır. Eğitim yöneticilerinin, ilerleyen öğrenci yeteneği sürecine uygun süreklilik arz eden geliştirmeyi yapmaları gerekmektedir. Diğer yandan öğrenci beklenti ve yeteneği ile ülkenin nitelikli eleman beklentisinin örtüşmesinin mümkün olabileceği unutulmamalıdır.

Öğrencilerinin, yükseköğretim tercihinde hizmet ve eğitim kalitesi önemli rol oynamaktadır

Yükseköğretimin rekabet edebilirliğini ve toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilme kapasitesini olumsuz yönde etkilemeye devam eden, öğrencinin gelecek için eğitim ve olumlu fiziksel şartlar beklentisini göz ardı eden kalitesizlikten kurtulup, verimlilik en üst seviyeye çıkarılmalıdır. Toplumun -bireyselliği de göz önünde bulunduran- beklentilerini karşılayacak planlama yapılması gerekmektedir. Stratejik planlama asla statüko değildir ve daima aksiyonerdir ve dinamizm halindedir. Eğitimde strateji, işletmeye istikamet vermek ve rekabet avantajı sağlamak amacıyla, işletme iç ve dış çevresini sürekli analiz etme, amaçları belirleme, bu amaçlara ulaştıracak faaliyetleri planlama ve kaynakları tahsis etme becerisidir.  İşletmenin amaçlarına ulaşması, işletme içinde eylem birliği sürecini gerektirir. Dolayısıyla eğitimde stratejik yönetim, bir organizasyonun amaçlarına ulaşabilmesi için etkili stratejiler geliştirmesini, bunların planlanmasını, uygulanmasını, kontrolünü ve güncelleme ifade eder. İşletmenin geleceğini ilgilendirmesi ve işletmeye istikamet vermesi nedeniyle stratejik yönetim, üst yönetimin görevidir. Eğitim işletmesi üst yöneticileri, işletmenin stratejik gelecek planlamasını, eğitim pazarlamasının küresel ve konjonktürel durumunu göz önünde bulundurarak, öğrenci beklentisine uygun değer seviyesinde yapmakla yükümlüdürler.

Öğrenci eğilimlerinin gerçekleştirileceği bina, donanım, hizmetin sunulmasında güvenilir ve kusursuz olma, yönetim, eğitim ve destek hizmet kadrosunun istekliliği, öğretim elemanlarının saygınlığı ve kurumun öğrenci sorunlarına duyarlılığı öğrenci tercihinde etkili olmaktadır. Yükseköğretim kurumlarının ana amaçlarından biri olan eğitim-öğretim hizmetlerinden yararlanan öğrencilerin öğretim kalitesi beklentisinin karşılanması; yükseköğretim kurumlarının ve kontenjanlarının sayılarının arttığı günümüzde özel bir önemle ele alınması gereken konuların başında gelmektedir. Yükseköğretim kurumlarının sürekli gelişim içinde olmaları ve bu gelişimin devamlılığını sağlamaları eğitim ve ülke insan kaynağı açısından önemli bir faktördür.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Mustafa Karaçelebi
    3 ay önce
    Henüz bir yorum olmadığına göre yazı hedef kitleye ulsşmamıştır. Yüksek öğretimde ticari kaygı eğitimin kalitesinin çok önündedir.

Son Yazılar

sanalbasin.com üyesidir