Işıldayanlar... Muşulayanlar...
NAZMİ SIRIT

NAZMİ SIRIT

Işıldayanlar... Muşulayanlar...

27 Mayıs 2019 - 01:21 - Güncelleme: 08 Haziran 2019 - 22:52

(Güncelliğini muhafaza eden eski bir köşe yazım) 


Tayyip Ağa; Konya’mızın önemli simgelerinden biri, ne zaman yaşadı, ne kadar yaşadı, kimin nesi, kimin fesi tam bilmiyorum.

Anlatılanlara göre, “Goca Gonyalı” diye tabir ettiğimiz, bir şehir efsanesi sanki. Türbe önünde evi, Meram’da bağı olan eski Konya kültürünü yansıtan, meşhur Gramafon Avrat filmine de konu olan, oturak alemlerinin müdavimi, namı değer Obruklu Paşa’nın yakın mesai arkadaşlarından, yol görmüş, yöntem bilen, adabına göre hareket eden, belli ki hoş sohbet, yaşamayı seven biri...

Bir dönemin malum meşhurlarından Hasan Üssüyün’ler, ayaklı gaste jiletçi Atilalar, onun başrol oyuncuları, biz onu rivayetlere göre; Kapı Camii önündeki musalla taşından muzip arkadaşlarının omuzuna bırakıp kaçtıkları Çıkrıkçı Niyazi’nin cenazesini taşımaktan çürüyen omzuna bakarak, sarf ettiği;

‘‘Sen ölmedin… ben öldüm…avradını....sevdiğim "  sözlerinden...

Saklambaç  oynadığı Hasan Üssüyün'ü saklandığı delikten çıkartıp, sobelemek için yalvarırcasına

"Üssüyün'üm, Üssüyün'üm pöm de de Tayyip Ağan bir korkuversin…" yakarışından tanıyoruz.

Tayyip Ağa’nın kıssadan hisse bahsini edeceğim hikayesi ise; 

Güldüren, bir o kadar da düşündüren cinsten yaşanmış tarihi bir olayı anlatıyor...

Olayın başkahramanı; Refik KORALTAN,  8. Dönem Konya mv. ve dönemin T.B.M.M Meclis Başkanı, Merhum Başvekil Adnan MENDERES’in yakın çalışma arkadaşlarından, Meram’daki bildik bağ evininde müdavimlerinden birisi. 

Nasıl tanıştılar bilinmez.

Rivayete göre; Konya’da olduğu zamanlarda, bu mekanda, Tayyip Ağayla birlikte meşk ederler, sohbet ederler, sazlı sözlü, bildik alemleri beraber icra ederler...

Et tırnak olan bu ikili Refik KORALTAN’ın günün birinde görev icabı Konya’dan İstanbul’a gidecek olması münasebetiyle, kısa süreliğine de olsa ayrılmak zorunda kalırlar...

Ayrılık günü herkes tren garında yerini alırken başta askeri-mülki erkan olmak üzere, tüm sevenleri Refik KORALTAN’la vedalaşmak için sıraya girerler...

Kadim dostu Tayyip Ağa da yedikleri,içtikleri ayrı düşmeyen Refik Ağasını yolcu etmek üzere oradadır...

Üst tarafını asma yapraklarıyla örttüğü, altına ise Meram’daki bağından kendi elleriyle kopartıp yerleştirdiği, büzgülü üzümlerle doldurduğu kamıştan örme sepeti ile o da orada yerini almıştır.

Ancak; ne var ki askerlerin ve polislerin oluşturduğu güvenlik çemberini bir türlü aşıp da ulaşamaz Refik Ağasına... 

Vedalaşamadan, göz göze dahi gelemeden siren sesleriyle tren perondan hareket ederken Tayyip Ağa da Meram yolunda, sepet kolunda, mahzun ve süzgün vaziyette evinin yolunu tutar...

Bir ay kadar süren ayrılık sonrası İstanbul’da işleri biter bitmez soluğu tekrar Tayyip Ağa’nın Meram’daki bağ evinde alır. İki kadim dost kucaklaşır, hoş sohbet, hasret giderirler. Bu arada Refik KORALTAN inceden sitemini de dile getirir...

“Tayyip Ağa sen benim Konya’da değer verdiğim en önemli dostlarımdan birisin, canımsın, cananımsın. İstanbul’a gideceğim gün cümle alem oradaydı, bir Konya beni uğurlamaya geldi, sadece sen yoktun. Bu vefasızlık da neyin nesi?” der....

Tayyip Ağa, Refik ağasının gözlerinin içine bakar, o bildik Gonya şivesiyle, eliyle de askerlerin omuzundaki parlak apoletli yıldızları işaret eder biçimde;

- Aslan Rıfkım, hiç olmaz mıyım? O gün ben de oradaydım, ancak zat-ı aliniz ne yazıkki (!) "IŞILDAYANLARDAN, BENİM GİBİ MUŞULAYANLARI GÖREMEDİNİZ" der.

Zaman zaman etrafımızdaki goygoyculardan ve şakşakçılardan fırsat bulup da kadim dostum dediklerini göremeyenleri hatırlatan bu hikaye, kıssadan hisse; kimi vekil, kimi bakan, kimi bir yerlere baş olup da "taş bitti, inşaat paydos" diyerek, geçmişlerini unutan vefasız zavallılara ithaf olunur.... 

Değerli okuyucularım, 

Bu haftaki yazımı millete, memlekete hizmetin en güzel vasıtası olarak gördüğüm, siyasetteki vurdulu kırdılı, can sıkıcı ortamı derin teessürle  izlediğimi, daha da kaygı verecek boyutlara ulaşmasından ciddi endişe duyduğumu belirterek bitiriyorum...

Siyasi arenada yer alan herkesi kutuplaşmalara, gerginliklere varacak tavırlardan uzak durmaya, itidâle, sağduyuya, demokrasiye, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygı duymaya davet ediyorum...

Aziz milletimizin ve sevgili okurlarımın mübarek Ramazan Bayramı'nı kutlar, mutlu aydınlık yarınlar dilerim.

Kalın sağlıcakla...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

sanalbasin.com üyesidir