Dimyat'a pirince giderken...
NAZMİ SIRIT

NAZMİ SIRIT

Dimyat'a pirince giderken...

22 Ocak 2019 - 11:11 - Güncelleme: 24 Ocak 2019 - 23:02

Günün birinde bir kasabaya bir iş adamı gelir ve oranın halkına der ki; "Bana ormandan maymun getirin size maymun başına 5 dolar vereceğim."
Bazıları ormana gider, maymunları yakalar ve iş adamına getirir, paralarını alırlar. 
Sonra iş adamı der ki; "Maymun başına 10 dolar vereceğim."
Bu defa daha çok insan ormana gider maymun yakalamak için. Bir süre sonra işadamı maymun başına 15 dolar vereceğini söyler. Çiftçilikle uğraşan halkın pek hoşuna gider bu durum. Hatta işi gücü bırakıp sadece ormana maymun avlamaya gidenler çıkar. Kısa zaman sonra maymun başına 25 dolar vereceğini söyler işadamı. Artık herkes işi gücü bırakmış ormanda maymun avındadır. Bu böyle uzunca bir süre gider. Derken işadamı maymun başına 30 dolar vereceğini söyler, ancak artık ormanda maymun bulmak çok zordur. Çabalara rağmen çok az sayıda maymun bulunabilmektedir. 
Bunun üzerine adam daha cazip teklifte bulunarak maymun başına 35 dolar vereceğini açıklar, fakat kimse ormana gitmez. 
Çünkü artık ormanda maymun kalmamıştır. 
Bir süre sonra işadamı fiyatı daha da yükseltir, "Maymun başına 50 dolar vereceğim" der. Bu arada acil bir iş için şehre dönmesi gerektiğini, döndüğünde buldukları maymun başına 50 dolar ödeyeceğini, kendisi yokken işleriyle yardımcısının ilgileneceğini söyler.
50 doların cazibesiyle halk gene ormana koşar ama hiç maymun bulamaz. Çok üzgün bir halde buna çare ararken, işadamının yardımcısı gelir. "Bakın" der, "Size bir önerim var, patron dönünce sizden maymunları 50 dolardan satın alacak" ve devam eder: "Ben size ahırdaki maymunları 35 dolara satarım". "Siz de, o gelince ona 50 dolardan satıp maymun başına 15 dolar kazanırsınız". Köylülerin çok hoşuna gider bu. Herkes parasını maymun almak için kullanır, hatta parası olmayanlar, arsalarını satıp maymun satın alırlar. Kısa zamanda, iş adamının yardımcısı ahırdaki bütün maymunları satmıştır. Sonrası ne mi olur? 
Köy halkı sırra kadem basan ne iş adamından, ne de yardımcısından bir daha hiç haber alamazlar...
***
Kıssadan hisse bu hikaye.
"DİMYAT'A PİRİNCE GİDERKEN ELDEKİ BULGURDAN OLMAK" sözüyle bütünleşen emeksiz, zahmetsiz, lüks yaşamayı cazip hale getiren ithalata dayalı ekonominin, ülke kaynaklarını birer birer yok etmesiyle, üretimi durma noktasına getiren dramatik tabloyu ne de güzel özetliyor. 
Ne yazık ki!
İnsanlar ellerindeki, sahip oldukları değerin kıymetini ancak onu kaybedince anlıyorlar...
Bugünkü yazımı büyük kurtarıcı  M. Kemal ATATÜRK'ün müthiş öngörüsünü içeren şu veciz sözleriyle noktalıyorum...
“Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar."
Kalın sağlıcakla...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

sanalbasin.com üyesidir