Bir umudum var şu dağın arkasında
NAZMİ SIRIT

NAZMİ SIRIT

Bir umudum var şu dağın arkasında

28 Şubat 2019 - 11:02

Bazı televizyon dizilerinin ve sinema filmlerinin "Bu filmde izleyeceğiniz olaylar ve karakterler tamamen hayal ürünü olup, günümüzde yaşadığımız olaylarla hiç bir alakası yoktur" diyerek başladığını hatırlarsınız...

Anlatacağım komik hikayenin de aynı şekilde, son günlerin gündemini oluşturan astronomik domates, hıyar fiatlarıyla hiç bir alakası yoktur....

Hikaye Osmanlının son dönemlerinde geçmektedir...

İstanbul kazan ben kepçe diyerek, sokak sokak dolaşıp ahaliye satmak üzere o sabah erkenden, toptancı halinden fiyatını uygun bularak satın aldığı can erikleri üçtekerli arabasına yerleştirip...

-Ya Allah Bismillah 

diyerek yola koyulan seyyar satıcının tam da sarayın önünden geçerken avazı çıktığı kadar...

-Erik vaaar... Erik vaaar...  

bağırışıyla silkinerek, mışıl mışıl uyumakta olduğu yatağından fırlayan padişah hazretleri büyük bir hiddetle... 

-Nöbetçiler!..

-Ne oluyor!..

-Nedir bu çığlıklar!..

sözleri üzerine saray nazırlarının...

-Hünkarım; sokaktan seyyar satıcı geçiyor, duyduğunuz sesler onun çığlıkları...
diyerek cevap verirler...

Padişah da

-La.. Havle.. 

çekerek büyük bir hiddetle emir buyururlar...

-Derhal yakalayın bu densiz herifi...

-Sattıklarını da münasip yerine sokunki, padişahı uyandırmak neymiş görsün gününü
der...

Saray muhafızları emir demiri keser diyerek, karga tulumba yakalayıp huzura getirdikleri satıcıya sorgusuz sualsiz padişahın emrettiği biçimde tezgahındaki sattığı erikleri münasip yerine sokarlarken...

Bu durumdan rahatsız olup üzüleceğini düşündükleri satıcının beklenenin aksine kahkahaları karşısında afallayıp bir hayli şaşırarak kendisine sorarlar...

-Manyak mısın be adam?

-Aklını mı yedin sen?

-Sana reva gördüğümüz muammeleye bir bak..

Neyine bu attığın kahkaha senin?

derler...

Satıcı etrafında hayretler içerisinde bu durumu izleyenlere döner ve...

-Vallahi ben bana yaptığınız bu şeylere gülmüyorum.... 

-Ben bacanağımın haline gülüyorum..

-Zira o da benim gibi seyyar satıcı ve bu sabah toptancı halinden kabak satın alırken görmüştüm onu...

-Kabaak vaar...Kabaak vaar..

diyerek ha geçti, ha geçecek o da şimdi buradan 

-İşte ben bu durum karşısında  kim bilir ne yapacak diye onu düşünüyorum ve onun haline gülüyorum

demiş.....

Kıssadan hisse "Beterin beteri var, haline şükret dostum" diyerek, bu güzel hikayenin yorumunu sizlere bırakarak, biz gelelim esas mevzumuza.....

Siyasetçilerin seçim, milletin geçim derdine düştüğü, içerisinde bulunduğumuz günler adeta işportacı tezgahı gibi çalışıyor....

Yok... yok!...

Ne ararsan var tezgahın üstünde...

Patatates... Soğan... Patlıcan... Domates... Kıl biber derken, ürün yelpazesi hergün gittikçe genişliyor. Neredeyse her şeyde damping var...

Sırada Nohut... Fasulye.. Mercimek.. Pirinç... Bulgur olacak şeçime özel tanzimli satış çadırlarımızda ....

Peki bunları ne ile taşırız diye sakın telaşe düşmeyin...

Siyasi partilerimiz sağolsunlar içerisindeki çayı bile düşünüp parti amblemli pazar çantalarımızı dahi akıl etmişler...

Vatandaşımız bu durum karşısında içten içe sevinip keşke her gün seçim olsa diyor... 
Bu gidişle öyle gözüküyor ki!

Seçime günler kala bir tık öteye geçip ayılana gazoz, bayılana limon derlerse hiç şaşmayalım....

Genel aftan tutun da 3600 ek göstergeye, EYT mağdurlarından iş aş bekleyenine kadar herkesde büyük bir beklenti oluştu...

Nasrettin Hocanın bununla bağlantılı güzel bir hikayesi var...

Eşşeğini kaybeden hoca sokak sokak dolaşıp, türkü çağıra çağıra köşe bucak emektar arkadaşını aramaya koyulmuş...

Bu durumu gören komşuları etrafına toplanıp

-Hocam hayırdır...

Ne bu vaziyet...

Ne yapıyorsun böyle...

demişler...

Hoca da...

-Sormayın dostlar, eşşeğimi kaybettim, onu arıyorum

demiş...

Bunun üzerine komşuları hayretler içerisinde...

-İyi güzel hocam da hiç türkü çağırarak, eşek aranır mı? Bu da neyin nesi...

diye sorunca...

Hocanın cevabı...

-Komşular kara kaçanı aramaktan gördüğünüz gibi  ayaklarıma kara sular indi...

-Bir umudum kaldı, o da şu karşıda gördüğünüz dağın arkasında...

-Eğer aradığım eşeğimi orada da bulamazsam, asıl bendeki feryadı figanı siz o zaman duyun...

demiş...

Değerli okurlar bu kadar vaad karşısında umudunu 31 Mart'ta yapılacak seçimlere bağlayan seçmenimiz aradığını orada da bulamazsa...

İşte esas siz o zaman dinleyin halkımızın feryadı figanını....

Kalın sağlıcakla...

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar

sanalbasin.com üyesidir