Bir seçimin anatomisi
NAZMİ SIRIT

NAZMİ SIRIT

Bir seçimin anatomisi

27 Mart 2019 - 19:09

Demokratik teammüllerin ve siyasi nezaketin hiçe sayıldığı, sapla samanın birbirine karıştığı, toz toza, duman dumana bir seçim maratonunun sonuna yaklaşıyoruz....

Vergi vermek, askerlik yapmak kadar kutsal olan vatandaşlık görevimizi ve demokratik hakkımızı ifa ederek, ilimizi temsil edecek ve yönetecek mahalle muhtarlarımızı, meclis üyelerimizi ve belediye başkanlarımızı seçmek üzere pazar günü hep birlilkte sandık başına gideceğiz....

*

Kamu oyu araştırmalarından öyle anlaşılıyorki!

Kazananın bazı seçim bölgelerinde foto finişle belirleneceği seçimlerin çok büyük sürprizlere gebe olduğu, ekonomik krizden bizar olmuş sessiz çoğunluğun sonuçlarda etkili olacağı tahminlerinde bulunulmaktadır....

Ancak sonuçlar ne olursa olsun insan onurunun böylesine ayaklar altına alınarak sarfedilen talihsiz beyan ve açıklamalarla, Demokrasimiz adına utanılacak mesnetsiz, yakışıksız, tehditkar söylemlerle,
şantaj, montaj, vatan hainliği suçlamalarıyla adeta kara propogandaya dönüşen seçim salvolarının tarih sayfalarında demokrasimizin büyük bir ayıbı olarak yazılacak olması hafızalarımızda acı izler bırakacaktır... 

*

Oysa siyasi konjonktür gereği her zamankinden daha fazla milli birlik ve beraberlik şuuruna ihtiyaç duyduğumuz böyle bir dönemde;

Daha hassas ve birleştirici olmak varken, bunun hilafında rakiplerinden üç oy daha fazla almak uğruna..

Allah'ı bir, bayrağı bir, dini bir, dili bir, hepsi de bu ülkenin kaderde, tasada ve kıvançta yumruk olmuş insanları arasına fitne, fesat sokarak nifak tohumları ekenleri eminim ki gelecek nesiller hayırla yâd etmeyecektir...

*

Değerli okuyucularım,

Siyasetin dilinin bu kadar çirkinleştirilerek genç nesillere kötü örnek olması demokrasimizin geleceği adına da hiç iyi sinyaller vermemektedir ...

Oysa Atalarımız "Üzüm üzüme baka baka kararır", "Ön teker nerden giderse arka teker ordan gider" diyerek gençlere çok uyarıcı önemli mesajlar vermişlerdi, keşke dikkate alınabilseydi...

*

Hayatımızın her safhasında ilişkilerimizi düzenleyen, bilhassa demokrasi kültürümüzün hoşgörü, uzlaşma ve ikna aracı olan DİL üzerine ünlü filozof EZOP'a sormuşlar?

-Üstad yemeklerden en çok hangisini seversin..? 

O da hiç tereddüt etmeden

-DİL yemeğini çok severim..

demiş.

Soruyu soranlar hayretler içerisinde

-İyi güzel de; börekler, çörekler, baklavalar, kebaplar orada dururken DİL yemeği de neyin nesi..? 

demişler..

Ezop da 

-Kalpler DİL sayesinde fethedilir. 

-Gönüller onunla kazanılır 

-Şiirler, serenatlar, medh ü senalar dille icra edilir.... 

-Çevrenizde gördüğünüz bütün güzelliklere ancak DİL ile sahip olunur..

-Tatlı DİL yılanı bile deliğinden çıkarır... 

-Şimdi anladınız mı neden DİL yemeğini çok sevdiğimi ..

demiş...

Soruyu soranlar bu kez de 

-O zaman bize bir de hangi yemeği sevmediğini söylermisin?

demişler.

Ezop'un bu defaki cevabı da yine aynı şekilde 

-DİL yemeğini hiç sevmem..

olunca..

Etraftakiler şaşkın bir şekilde Ezop'a dönerek,

-İyi hoş da üstad aynı şeyi az önce çok sevdiğini, şimdi ise hiç sevmediğini söylüyorsun. Bu nasıl bir seydir..?

deyince..

Ezop şu güzel açıklamayı yapar..

- Evet DİL yemeğini hiç sevmem zira DİL yarasına çare yoktur...

-Bütün kötülüklerin, fenalıkların anası o değil midir?...

-Kalpler onunla kırılır...

-Küfürler, hakaretler onun güdümündedir...

-Ne kadar rencide edici çirkin ve kötü söz varsa hepsinin müsebbibi odur. Kavgalar, savaşlar tamamen onun eseridir..

Bu yüzden nefret ederim, hiç sevmem ...

demiş...

*

Kıssadan hisse bu güzel hikayeden de anlaşılacağı üzere;

*DİLimizin kıymetini siyasiler olarak bilerek, keşke seçim meydanlarında ölçülü konuşabilseydik ve tansiyonu bu kadar yükseltmeseydik......

*Sel gider, kum kalır misali seçimlerden sonra seksen iki milyon insanımızla bu topraklarda et ile tırnak olacağımızı, bir ve beraber yaşayacağımızı düşünerek hareket etmiş olabilseydik...

*Ne pahasına olursa olsun  sadece seçim kazanmayı yeğlemek yerine DİL'imizin ruhumuzu okşayan zerafetiyle seçmenlerin gönüllerine girmeyi başarabilseydik...

*Hepimizin aynı demokrasi gemisinin mürettebatı olduğumuzu hatırlatarak, hareket etmemiz gerektiğinin idrakıyla, hep birlikte gemimizi karaya oturtmamak için çaba gösterebilseydik...

*

Her şeyden önce insan hak ve hürriyetlerinin güvencesi olarak kabul ettiğimiz DEMOKRASİ'nin ayrıcalıklı bir fazilet rejimi olduğu, karşılıklı sevgi ve saygıyı esas aldığı, herkes tarafından iyi bilinmelidir...

İslam ülkeleri içinde millet iradesinin sandıkla belirlenme şerefine sahip yegane ülkesi olarak cümle aleme örnek olmak zorunda olduğumuz DEMOKRASİ'mize; ruhları şâd, mekanları cennet olsun 
İki büyük liderimiz 9. ve10. Cumhurbaşkanlarımız merhum TURGUT ÖZAL ve merhum SÜLEYMAN DEMİREL nasıl bir anlam yüklemişler...

Merhum ÖZAL, "Demokrasi at arabası üzerindeki un çuvallarını patlatmadan yere indirme sanatıdır" diye ifade ederken...

Merhum DEMİREL, "Demokrasi doğruyu bulmak için çare müessesidir. Yapamayan gider, yapan gelir" demiştir..

Hür düşüncenin medeni bir vasıtası olan kutsal bir seçim görevini, her türlü şaibeden uzak sonuçlandırmak,

Cumhurbaşkanı'ndan mahalle muhtarına kadar her makamdaki yöneticilerimizi bizzati seçmenin her türlü baskıdan uzak hür iradesine baş vurarak eşit, adil ve serbest seçimlerle belirlemek,

İslam dinimizin de işaret buyurduğu "Emaneti ehil ellere veriniz" sözleriyle mütenasip biçimde ulvi bir görev olarak yerine getirmek, dürüst ve demokrat olmanın bir gereğidir...

Bu anlayışa gölge düşürecek davranışlarda bulunmak ve üç oy daha fazla almak uğruna milli birlik ve beraberliğimizi zedeleyecek, bunun da ötesinde insanlarımızı kutuplaştırarak, kavgaya, nizaya sebep olmak bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüktür ve buna yeltenip, bu günahı işleyenleri Allah (c.c.) asla affetmeyecektir...

Bu duygu ve düşünceler içerisinde bir bayram havası içerisinde gerçekleşmesini arzu ettiğimiz seçimlerimizin...

Aziz Türk milletine, güzel Konyamıza, cennet vatanımıza hayırlar getirmesini ve tüm hemşehrilerimize iyilikler, güzellikler bahşetmesini temenni ederim...

Kalın sağlıcakla...

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Cumali Ağar
    3 ay önce
    Özet böyle olur üstad... Kalemine sağlık...Bir şerh’im var... Yazılarında centilmenliğini bildiğimden, Mesele 3-5 oy değil memleket meselelerinde binlerce oy teferruat olsada... Buradaki 3-5 oy mukdedir olma meselesidir... Bazılarına göre teferruat değildir... Bu hususu sizin daha iyi bildiğinizi biliyorum...
  • Mustafa KAYMAK
    3 ay önce
    Yüreğine kalemine sağlık Abi saygılar

Son Yazılar

sanalbasin.com üyesidir