Reklam
ÖĞRETMEN VE TOPLUM
Reklam
M. LATİF YILDIZ

M. LATİF YILDIZ

ÖĞRETMEN VE TOPLUM

24 Kasım 2018 - 14:03 - Güncelleme: 24 Kasım 2018 - 14:22

Öğretmen sağlıklı bir toplumun yetişmesi için erdemlerin öğreticisidir. Vazifesi ve dahi en önemli görevi canlı yaratıklar içinde en akıllı, en seçkin, en donanımlı, en bilinçli; aynı zamanda en vahşi, en acımasız, anlaşılması zor insanı yoğurarak toplum için faydalı, şuurlu bir nesli gergef gibi işleyen yetiştirme sanatının cefakar ve fedakar temsilcisidir.

İrfan ordusunun neferi öğretmen, nice zorlukları aşarak mağarayı okul, kumu tahta, çakılı tebeşir yapanlardan biri olarak 30 yıl İlkokul, Ortaokul, Liselerde (Akşam Liseleri)  7-50 yaş arası öğrencilere öğretmenlik yaptığım için çok iyi bilirim.

1972 yılında Batman merkez Hürriyet İlkokulunda sınıf öğretmeniyken er öğretmen olarak Siirt’e bağlı Mava dağları eteğinde; Dicle nehrinin karşı yakasında Kelekçi (Muvele) köyü İlkokulu’na er öğretmen ve Müdür olarak tayin edildim.

Köye Dicle nehrini şişme kamyon lastiği üzerine monte edilmiş lastik sal ile vardım. Okul köyden 2 km. uzakta tek düzlük olan alana yeni yapılmıştı. Okulu teslim almam için Okul Müdürü sıfatımla Milli Eğitim ve Bayındırlıkta bir takım prosedürleri bitirmem, bazı belgeleri imzalamam gerekiyordu. Ancak yeni yapılan okulun duvarları depreme tutulmuş gibi çatlak, sınıflarda tahta, masa, sıralar konmamıştı. Yeni ve fakat yıkık, araç gereçten yoksun okulu teslim almadan köye döndüm ve 80’ni aşkın kız, erkek öğrenci kaydettim.

Milli Eğitim ve Bayındırlığın okulda keşif yapıp gerekli raporu hazırladıktan sonra 10 gün teslim etmelerini bekledim. Kimse gelmeyince çareler aradım. Okula 200 metre mesafede Dicle nehrinden öğrencilerimle kum ve renkli çakıl taşlarını okul bahçesine yığdık. Okulun yanı başındaki eğimli yamaca kumdan kara tahta; çakıl taşlarını tebeşir yaparak eğitime başladım. Öğrencilerime oturmaları için minder getirttim. 4 ay bu zorluklar, imkânsızlıklar içinde soğuk, çamur, yağmur demeden Ocak ayına kadar eğitim ve öğretimi sürdürdüm.

Aralık ayında kimsenin ilgilenmediğini görünce Valiliğe hakaret dolu bir dilekçe yazdım. Takdir ve ilgi göreceğime önce “valiliğe hakaretten” hakkımda soruşturma açtılar; sonra hırsız müteahhit, iş birlikçi kurumlar kendi aralarında çatlak okulu teslim alıp tahta, sıra, masa ve sandalyeleri lütfedip gönderdiler. Okul açılıp, malzemeler gelene kadar dışarda kumdan tahta, çakıl taşından tebeşir, yağışlı havalarda mağaralarda eğitim ve öğretimi bin bir yokluk içinde sürdürerek öğrencilerimi okuma yazmaya çoktan geçirmiştim.

1968 yılında Diyarbakır Öğretmen Okulundan mezun olurken bizleri donanımlı, çaresizliklere çare üreten, okula, eğitime, öğretime tutkun; öğrencisi ile arkadaş ve de sadece yaratanına kul öğretmen olarak yetiştirmişlerdi.

Bizler için para pulun bir önemi yoktu. Allah’ın kutsal kitaptaki ilk emri olan “OKU” ile cehalete karşı dinci değil, dindar; ilim, irfan, yol gösterici olarak mezun edilmiştik. O dağ başında o imkânsızlıklar ile “oku” emriyle cehaletin yerine gerçekleri öğretmeye çalıştım.

Çünkü bizlere öğretmeni güneş gibi karanlığı karşı aydınlatan olarak tanımışlardı. Çünkü biz öğretmeni toplumun aydın yüzü, çocuklarımızı geleceğe şerefli, onurlu, özgür, inançlı, mert, adil bir insan olarak yetişmesi için hazırlayan erdemli bir yol gösterici olarak yetiştirmişlerdi. Toplumun doğru, sağlıklı yaşama sevinci; barış elçisi olarak verilecek mesaj vermenin tek yolunun okuldan, öğretmenden geçtiğini bilen öğretmenler olarak yetiştirildik.

24 Kasım ya da 5 Ekim (Dünya Öğretmenler Günü) kutlamalarını hiçbir rejim, dikta ya da resmi telkin ve zorlama altında kalmadan özgür yetişmiş bir emekli öğretmen olarak görevde bulunan, emekli ve de vefat eden öğretmenlerin gününü yürekten kutluyorum.

 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • mehmet baduk
    2 hafta önce
    degerli abem ogretmen yazar gazeteci. emeklerin caban takdire şayan dir. en derin saygilarimla. sizi ve tum er gununu kutlar saygilar sunarim

Son Yazılar

sanalbasin.com üyesidir