Reklam
Siyasette söylenecek bir şey kalmadı artık…
İBRAHİM İPBÜKER

İBRAHİM İPBÜKER

Siyasette söylenecek bir şey kalmadı artık…

23 Ocak 2019 - 15:07

Anasının kendisini dünyaya getirmesinden üç ay kadar önce babası ölünce, bu dünyaya gözlerini “yetim” olarak açmış…

Yeniden evlenen annesi bula bula benim gibi “züğürt” bir herif bulunca da, evlerinin geçimine katkı sağlasın diye, annesi tarafından okuldan alınıp, motorlu taşıtlar tamiratı yapılan sanayide bir kaportacının yanına “çırak olarak” verilmiş…

Daha “çocuk” denilecek yaşlardan itibaren, “doğayı gözlemlemeye kafayı taktığı” için, gözü sürekli dışarıda olurmuş o yıllarda…

Rivayet odur ki bir gün, elindeki kaporta düzeltmek için kullanılan çekiçle, farkında olmayarak ustasının kafasına vurmuş ve ustası tarafından, “senden hiçbir halt olmaz” diye o dakika işten kovulmuş…

Otobüs terminallerinde “limonata satmak” ya da mola veren trenlerin içine dalıp, “pişmaniye satmak” gibi bazı ticari girişimlerden de “zarar edince”, annesinin “özel ricası” ile, üvey babası tarafından tekrar okula gönderilmiş…

Okul yıllarında da, “zayıf bedenli, içine kapanık, sessiz ve korkak” bir öğrenciymiş…

Anasının daha kendisini doğurmadan bulduğu “üvey babasının”, fakir-fukara kesiminden olması nedeniyle, okul kantininden “çift kaşarlı tost” alacak parası bile olmadığından, diğer öğrenciler tarafından da sürekli hor görülür ve küçümsenirmiş…

Okul yıllarında “hor görülme ve küçümsenme” gibi nedenlerden dolayı içindeki “büyük adam olma” dürtüsü her daim artmış…

İşte kendi kendine verdiği bu “gazla”,  ilerleyen yıllarda çok önemli bir “bilim adamı” olmuş…

Şeyden bahsediyorum, Isaac Newton’dan…

Hani şu elma ağacının altında pineklerken, kafasına düşen elma sayesinde “Yer çekimi Kuvveti Kanunu’nu” bulan adam var ya, ondan işte…

Son günlerde kafayı bu “Yerçekimi Kanunu’na” takmış durumdayım…

Sebepsiz değil elbette, anlatayım...

Evinde öyle “takım elbise ve kravat” kıyafetiyle oturmayı seven tiplerden değilim…

Serde “yalnızlık” da olunca, söylemesi ayıp olmasın, donum hariç tüm kıyafetlerimi çıkarır ve televizyonun karşısında yayılırım…

Bundan yaklaşık 8-10 gün önce yine aynı durumda ve “sırtüstü pozisyonda” uzanmış, televizyon izlerken, gözüm bir anda göbek bölgeme takılıverdi…

Baktım,  “haşmetli göbeğim” yok olmuş, o bölge dümdüz yani…

Büyütürken “çok emek verdiğim” göbeğimi göremeyince “panikledim” birden ve “ne oluyoruz yahu” diye ayağa fırladım…

Ayağa fırlamamla birlikte de göbeğim tekrar yerine geldi…

İşte, benim jeton da o anda düştü…

“Demek ki” dedim kendi kendime, “Şahsıma ait olan bedenimin, ayakta iken göbekli görünmesinin nedeni, ben değilim, Yer Çekimi Kanunu”…

Bu, “Yer Çekimi” denen kanun, içimde ne varsa kendine doğru çekiyor ve ortaya da çıka çıka “haşmetli” bir göbek çıkıyor işte…

Ne yalan söyleyeyim, bu durumu keşfettiğim o akşamdan beri de için için, Isaac Newton denilen o adama beddualar ediyorum…

Sen git,  elma ağacının altında pineklerken, kafana düşen bir elma sayesinde “Yer Çekimi” denilen kanunu bul ve benim gibilerin başına bela et…

Kaportacı dükkanında “sulu uslu” çalışıp, iyi bir usta olsaydın da benim gibilerin başına bela açmasaydın incilerin mi dökülürdü yani…

İşte bu “ruh hali” içine girdiğim son günlerde, aslında “içimde gizli duran” göbeğimin ortaya çıkmasının tek müsebbibi olan bu “Yer Çekimi Kanunu’na” karşı yeni bir icat geliştirmenin peşindeyim…

Memlekette siyaset öyle bir mecraya girdi ve öyle garipleşti ki, ne söyleyecek laf kaldı ortada ne de yazıp çizecek bir şey…

Herkes “ittifak mittifak” diyerek kafasına göre takılıyor…

Ben de öyle yapıyorum artık…

Hal böyle olunca da ortaya böyle yazılar çıkıyor…

Yapacak bir şey yok…

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

sanalbasin.com üyesidir