Reklam
Yoksulluğa Çözüm SADAKA mı ?
BÜLENT EŞMEKAYA

BÜLENT EŞMEKAYA

Yoksulluğa Çözüm SADAKA mı ?

19 Şubat 2019 - 21:38 - Güncelleme: 19 Şubat 2019 - 23:28

Sosyal güvenliğin yoksulluğa karşı etkin bir araç olarak kullanılabilmesi için sosyal güvenlik tabanı ve alanı genişletilmelidir. Bunun için işgücüne katılım artırılmalı, kayıt dışılık azaltılmalıdır. Kayıt dışılığın salt ücretli çalışanları değil, kendi hesabına ve yevmiyeli çalışanları kapsayan, bu anlamıyla geniş bir alana yayılmış bir sorun olduğu göz önünde tutularak politikalar geliştirilmelidir. Yoksullukla mücadele etmek için bağımlı nüfusun azalması (Az kişinin çalıştığı çok kişinin tükettiği ), bağımlı nüfusun önemli bir bölümünü oluşturan kadınların işgücüne katılımı artırılmalıdır.

İstatistikî olarak kanıtlanmamış olsa da kimi alan çalışmaları sosyal yardımların kayıt dışı istihdamı artırdığına işaret etmektedir. Asgari ücretle geçimini sağlayamayan insanlar hem biraz daha yüksek ücret almak hem de yardım imkânlarından yaralanmak için kayıt dışı istihdamı tercih edebilmektedir. Kayıt dışı istihdamı önlemek için alınabilecek tedbirlerden biri sosyal yardımlardan yararlanma kriterlerinin gözden geçirilmesi, her bireyin koşullarına göre yardımların belirlenmesi olmalıdır. Bir başka deyişle çalışan yoksullar sosyal yardım kapsamına alınmalıdır. Bunun bir yolu olarak minimum gelir desteği programı çözüm olabilir.

Avrupa ülkelerinin tümünde uygulanan minimum gelir desteği programı Türkiye’de uygulanmamaktadır. Sosyal güvenlik-sosyal yardım-sosyal hizmetler-işgücü politikaları birbirlerini tamamlayacak unsurlar olarak düşünülmelidir. Bunun bir ilk adımı olarak Sosyal yardım faaliyetleri- 3294, 2022 ve 2828 sayılı yasalara dayanarak verilen yardımlar- bir çatı altında birleştirilmelidir. İkinci bir adım tüm sosyal politika organizasyonlarının (eğitim, sağlık, sosyal sigorta, sosyal hizmet, sosyal yardım, konut ve istihdam) birbirleriyle ilişkilerini gösterecek, ortak amaçları tanımlayacak ve bu amaçlarla uyumlu faaliyetlerin gerçekleştirilmesini sağlayacak bir sosyal politika alt yazılı sistemin tasarlanmasıdır. Ekim 2008 den önce hanelerin yüzde 5,1 herhangi bir biçimde yardım alırken, Ekim 2008-Mayıs 2009 arasında hanelerin yüzde 4,6 ‘sı yardım almıştır.

Türkiye’de sosyal yardımlardan dar bir kesim yararlanmaktadır. Yardım alan nüfusa ilişkin kesin bir bilgi olmamasına rağmen ŞNT ( Şartlı Nakit Transferi ) eğitim yardımından 2008 yılı itibarıyla 1 milyon 900 kişi civarında bir nüfus yararlanmıştır. (Bu toplam rakamı vermektedir, yıl boyunca bir kere bu yardımı alan da birden fazla alan da bu rakama dâhildir, Bu nedenle kişi bazında değerlendirme yaparken dikkatli olmak gerekiyor). ŞNT ( Şartlı Nakit Transferi ) çerçevesinde verilen yardımlar öğrencinin okul masraflarını ancak karşılayabilecek düzeydedir ki bu yardımların ailenin temel giderlerini karşılaması mümkün değildir. Primsiz ödemelerden ise 1.3 Milyon kişi yararlanmaktadır. Bu ödemeler yaşlıları, özürlüleri ve özürlü bakımını üstlenenleri kapsamaktadır. Türkiye’de sorun bu grupların içine girmeyen yoksulları hedefleyen düzenli-nakdi bir yardım programının var olmamasıdır. Nüfusun yaklaşık%18’inin yoksulluk sınırının altında olduğu düşünülürse yardımların bu nüfusu kapsamadığı ortaya çıkmaktadır. Sosyal yardımlar için 2008 yılında kullanılan toplam tutara baktığımızda, kömür yardımları hariç, SYDTF ( Sosyal Yardımlaşmayı ve Dayanışmayı Teşvik Fonu ) tarafından 1,2 Miyar TL, yeşil kart harcamaları için 4.Milyar TL, 2828 sayılı yasa gereğince 62,5 Milyon TL, 2022 sayılı yasa gereğince primsiz ödemeler için 2 Milyar TL harcanmıştır. Yeşil kartta dâhil olmak üzere sosyal yardımlar için yaklaşık 7,3 Milyar TL kullanılmıştır. Sosyal yardımlara baktığımızda ayni yardımların temel bileşeni oluşturduğu görülmektedir. Ayni yardımlar yerine nakdi yardımların sosyal yardıma ihtiyaç duyan tüm kişilere yaygınlaştırılması etkinlik açısından önemli olacaktır. Sosyal hizmet alanında uygulanan politikaların hizmet biçimlerinin etkinliğine ilişkin izleme değerlendirme çalışmaları yapılmalıdır. Örneğin özürlü yardımlarının istismar edildiğine dair güçlü kanı ve kanıtlar mevcut olmasına rağmen özürlü yardımlarının amacına uygun kullanılıp kullanılmadığının tespiti, ya da sonuçlarının ne olduğuna ilişkin etkin ve sağlıklı bir değerlendirme-izleme-denetim organizasyonu bulunmamaktadır.

BM’nin (Birleşmiş Milletler) tarafından 18 Eylül 2018 tarihin de yayınlanan insani gelişme endeksinde Türkiye 64. sırada yer almaktadır. Rapora göre Türkiye gelir sıralamasında ise 17. sıradadır. Ancak gelir dağılımının kişi başına göre dağılımın da adil olmadığı da bir gerçektir. Bu durum yoksulluğun salt kişi başına gelir artırımının sağlanmasıyla giderilemeyeceğini, sosyal politika uygulamalarının yoksullukla mücadele bir araç olarak kullanılması gerektiğini göstermektedir. Bu nedenle genel olarak sosyal hizmetlerin iyileştirilmesi, kapsamlarının genişletilmesi, sosyal yardımlarla birlikte ele alınması yoksulluğun etkilerini hafifletecektir. Özetle yoksulluk salt bir gelir-tüketim yoksulluğu olarak değil, insani gelişmeyi de içine alan daha geniş bir perspektiften ele alınmalıdır. Avrupa Birliği belgelerinde yoksulluk sosyal dışlanma olarak algılanmakta ve sosyal yardım politikaları sosyal içerme üzerine kurulmaktadır. Bu yaklaşımın temel özelliği yoksulluğu bireylerin topluma katılmasını engelleyici unsurlarla tanımlamasıdır. Türkiye’de yoksullukla mücadele organizasyonların da, sosyal yardımlar, bireylerin topluma katılmasını sağlayıcı biçimde gözden geçirilmelidir. Türkiye’de yardımların veriliş ölçütleri ve biçimleri sadaka anlayışının etkilerini üstünde taşımaktadır. Bu nedenle Türkiye’de de yoksullukla mücadele uzun süre sadaka verme biçiminde düşünülmüş ve bu politika geliştirme süreçlerine de yansımıştır. Vatandaş olmaktan gelen, hak temelli, devletin yerine getirmesi gereken zorunlu bir görev olarak algılanması gerekirken toplumu sadakaya entegre etme yöntemi seçilmiştir. Dolayısıyla yoksulluğu giderici yöntemler üretim alanları yaratma ve sağlıklı eğitimler temeli üzerine işsizliği ortadan kaldırıcı istihdam politikalarıyla mümkündür. Devletten yoksula, zenginden yoksula merhamet edebiyatı yoluyla sadakaya muhtaç etme şeklin de değil, üretime dayalı ve eşitlik ilkesiyle yükselen bir ekonomik kalkınmayla gerçekleşmelidir. Bu gelişme sağlanırken de yoksulluğa çözüm sadaka olarak değil devletin vatandaşlarına zorunlu bir görevi olmalıdır.

Ne diyor Victor HUGO;

"Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz.

Biz ise, ortadan kaldırılmış yoksulluk."

Esen kalınız değerli okurlarım…

 

 

 

Son Yazılar

sanalbasin.com üyesidir