Reklam
Her şey yolunda mı?...
ABDULLAH YILDIRIM

ABDULLAH YILDIRIM

Her şey yolunda mı?...

08 Mayıs 2019 - 00:14 - Güncelleme: 08 Mayıs 2019 - 17:23

1986 yıllarında Konya'da yayınlanan Yeni Meram gazetesinde haftada iki gün köşe yazardım.. Köşenin adını "Galeri" koymuştuk.. Günlük olayları galeride bir nevi sergilemek için.. O yıllarda ANAP diye bir parti vardı.. Her yerde bir çağ atlama lafı geçiyor. Tahminen 1.55 boylarında bir lideri vardı Turgut Özal diye...

Yer gök ANAP'tı. Yöneticilerine bakardım, tümü son derece bakımlı, ortalama yüz yirmi kilo gelen kişilerle dolu idi.. O dönem başladı çağ atlamaya Türkiye. Milyonlarca yıldır duran deniz kıyısındaki tüm millete ait araziler, o zamanki iş adamlarına ortalama bir milyon m2 olmak üzere, tahsis edildi.. Otel yapmaları için para da verildi.. Arazi ve otel parası devletten. Ciddi bir zengin sınıf oluşturuldu...

Öyle ki, Turgut Özal'ın eşi Semra hanımın yanına girebilmek için onun Papatyalar Vakfı'na çok ciddi bir bağış yapılır, o zamanki iş adamları iriyarı oldukları için kısa boylu Semra hanıma dertlerini anlatmak için hörgüçlü deve gibi çökerler, bir şeyler kopartırlardı... Sonra Ankara'ya yüksek lisans yapmaya gittim. Rahmetli Başbuğ'un yanına, Kızılay'daki mütevazı genel merkeze gider, bu olayları anlatırdım...

O da derin bir iç geçirir, anlattıklarımızı sabırla dinlerdi.. O zamanın anlı şanlı bazı ülkücüleri de malesef ANAP'a geçmişlerdi. Onlara da kızarak, tiksinerek bakardık... Kimseye yaranamazdık. Doğru söyleyen dokuz köyden kovulur misali, güçlüye karşı hep hayatımız boyunca mücadele ettik... Yalnız o dönemde tek rahmetle anacağımız kişi, o zamanın Konya Valisi Kemal Katıtaş'tı.. Hiç kimseyi hayatı boyunca övmemiş ben bile, inanın, adam gibi adam diyeceğim bir insandı..

Nerede bir yolsuzluk görsek söylerdik. Hemen olaya müdahale eder, bazen ağzından yapanlara ağır sözler bile söyledigine şahidim.. Adını anmayayım, bir rektöre yanımda neler dediğine bizzat şahidim. Rektörün odadan çıkışını, Valinin de "Abdullah çikolataları yiyin oğlum" deyişi hala gözümün önünde...

Bunları niye yazdık, iktidarlar bir müddet sonra kontrolü elinden kaçırıyor. Partiyi kuran idealist insanların yerini bir şekilde menfaatçi ve çıkarcıların aldıklarını görüyoruz... Yöneticiler bir kibir, bir gurur, olmayan azamete bürünüyorlar.. 3 veya 4 yıl önce benim de ortağı olduğum şirket, Konya Büyükşehir Belediyesi'nin iftar yemek ihalesini kazanmıştı.. 30 gün yemek verildi. O zamanın Büyükşehir Belediye Başkanı -sanıyorum ismi Tahir Akyürek'ti- bir sefer bile selam vermedi, yüzümüze bakmadı.. En ucuz teklifi verip almamıza rağmen, aylarca parayı vermediler, olmadık cezalar yazdılar....

Burada amaç şu idi.. "Kardeşim sen bizden değilsin. Niye geliyorsun? Gelirsen gününü gösteririz..." Öyle de oldu. Biz bir daha belediyenin 5 kilometre yanına yaklaşmadık. İki yıl sonra mahkemeden alabildik paramızı...

Ama dün İstanbul Belediyesi'nin yardımlarına baktım.. Okçular Vakfı'na 26 trilyon, iktidara yakın vakıflara 200 trilyondan fazla para verilmiş. Ya Vakıf Yasası'nı bize mi öğreteceksiniz. Tarih boyunca vakıfı kuran, maddi giderlerini kendisi karşılar. Belediyelerin vakıflara para verdiğini hiç duymamıştım bu zamana kadar. Bunları da gördük..

Türkiye'de başarılı insan ile başarısız insan arasındaki fark bir atın kuyruğundaki kıl kadardır.. Başarılı insan dediğiniz, bir yerlerden korunup kollanandır.. Sokakta iş arayan gençle, bir yere genel müdür olmuş gencin suçu diğerinin tanıdıklarının bununla iletişim kuramamasıdır.. Biz eskiden devleti yönetenleri son derece tarafsız atamalar yapan, devlet baba gibi görürdük...

Belediyeleri eşit hizmet eder zannedirdik.. Günlük kişisel olaylara kendini kaptırmaz bilirdik.. Sadece bilirmişiz, zerre kadar ilgisi yokmuş.. Gençler de kimseye yeteri kadar ilgi göstermiyorlar. Bence de iyi ediyorlar..

Bu devirde tüm devlet kuruluşlarının, tarımla ilgili kooperatiflerin çok iyi bir denetlenmesi lazım.. Süper beyinlerin de son derece hikaye olduğunu ve yolsuzluk batağında debelendiklerini malesef görüyoruz..

Neticede, hiç bir şey yolunda değil, yolundaymış gibi gözükmesine ragmen değil.. Yeniden bir silkelenip, kadroların baştan aşağı değişmesi lazım.. 2300 yıllık devlet geleneğinde asla olmayanı bu dönemde gördük. Koskoca Türk ordusunun generali, tarikatçı çıktı. Hemde ilkokul mezunu bir hocanın müridi.. Ya bu dönemde general olan bu fetöcülerin yönettiği ordu ile savaşa girsek ne olacaktı...

İktidar önüne geleni ve tanıdığını iyi yerlere atama, mümkünse tüm Türk illerini araştır.. Kılavuz iktidarlar için çok önemli. Kılavuzla ilgili bir ata sözü bile var ama yazmıyalım...

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Serkan Aksu
    1 hafta önce
    Cumhur ittifakı nın ülkücü kanadı yazdığınız bu güzel yaxıyı okuması dileğiyle

Son Yazılar

sanalbasin.com üyesidir