"Türk kadınının bilimdeki varlığı dünyayla kıyaslandığında oldukça iyi"

Türk bilim kadınları üzerine çeşitli kitaplar yazan Doç. Dr. Günseli Naymansoy: "Günümüzde Türk kadınının bilimdeki varlığı dünyayla kıyaslandığında oldukça iyi görünmektedir. Mühendislik imalat ve inşaat bilimlerinde doktora eğitimi yapan kadınların oranı Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 26 iken, ülkemizde yüzde 34'dür"


ESKİŞEHİR (AA) - Türk bilim kadınlarına ilişkin yazdığı "Bilimde Cumhuriyet Kadınları", "Atatürk'ün Mühendis Kızları", "Türk Felsefesi'nin Öncüleri'nden Tezel Taşkıran", "Türk Kimyası'nın Ana Kraliçesi Remziye Hisar" gibi kitaplarıyla tanınan mühendis ve eğitimci Doç. Dr. Günseli Naymansoy, Türk kadınının bilimdeki varlığının dünyayla kıyaslandığında oldukça iyi durumda olduğunu söyledi.

Naymansoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 2015 yılında 11 Şubat'ı "Uluslararası Bilimde Kadınlar Günü" kabul ettiğini anımsattı.

Gün ile kadının güçlendirilmesinin, bilime tam ve eşit erişiminin, katılım sağlamasının amaçlandığını ifade eden Naymansoy, UNESCO'nun 2014-2016 verilerine göre, tüm kız öğrencilerin sadece yüzde 30'unun yükseköğretimde bilim ve teknolojiyle ile ilgili alanları seçtiğine dikkati çekti.

"Günümüzde Türk kadınının bilimdeki varlığı dünyayla kıyaslandığında oldukça iyi görünmektedir" diyen Naymansoy "Avrupa Komisyonu'nun kadın konusundaki istatistiklerini kapsayan She Figures 2016'ya göre mühendislik imalat ve inşaat bilimlerinde doktora eğitimi yapan kadınların oranı, Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 26 iken, ülkemizde yüzde 34'dür. Bu da Atatürk'ün açtığı yolda ilerleyen Türk kadınının teknolojide çok önemli bir yere geldiğinin delilidir." değerlendirmesinde bulundu.

- "Başarılı kadın örneklerini çoğaltmak mümkün"

Naymansoy, uluslararası başarıları bulunan Türk kadınlarının bulunduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Atatürk'ün tahnit işlemini yapmasıyla bilinen patolog Prof. Dr. Kamile Şevki Mutlu, 'şevki' tekniğini geliştirerek tıp literatürüne adını yazdırmıştır. Yine ilk kadın onkoloğumuz olan Prof. Dr. Fatma Perihan Çambel, 1973 yılında Bologna'da DEPCA Kanser Sempozyumu'nda dudak kanserini ilk kez bir kanser türü olarak ortaya koymuş, Belçika Devlet Bakanlığından Altın Madalya, Prens Leopold'dan 'Commandeur' unvanı ile 'Merie Social de Belgique' nişanını ve 1983 yılında, ABD Kanser Kurumu'nun 'onursal üyelik' payesini almıştır. Astrofizik alanındaki öncülerden biri olan Prof. Dr. Dilhan Ezer Eryurt, NASA'da çalışan ilk kadın olmuştur. Aya inilmesine yarayan prensiplere yaptığı katkı nedeniyle 1969 yılında 'NASA Apollo Başarı Ödülü'ne layık görülmüştür. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ancak daha da ileri gidilmesi için yapılması gereken, kadınların başarısını görmezden gelmek yerine onların aile içindeki sorumluluklarını hafifletecek kreş ve yaşlı bakım merkezleri gibi kurumların açılmasıdır."